Oyunlar

Oyun nedir?

OYUNUN TANIMI

Oyun nedir sorusuna cevap aradığımızda yaşı ne olursa olsun her insan gülümseme ile yanıt verir. Oyun çocukluğumuzdur. Yaşınız kaç olursa olsun oyun hayatın bir yerinde vardır.

Oyun, çocuk için boş zaman faaliyeti değil, çocuğun doğasıdır. Çocuk sadece kendisini oyalamak ve mutlu etmek amacıyla oynamaz. Gözlerini açıp her anını merak ettiği dünyayı deneyerek oyun ile öğrenir. Oyun; çocuğun çevresini tanıdığı uyum sağladığı bir faaliyettir.

Oyunun çocuğun duygusal, zihinsel, fiziksel ve sosyal gelişimine sağladığı çok önemli yararları vardır.

Oyun çocukluk döneminde temel bir iletişim aracı ve çocuğun işi olarak ele alınır. Oyun çocuğun yaşamla ve yaşamın kurallarıyla karşılaştığı, yaşamı tanıdığı yaratıcılığını ve hayal gücünü geliştirdiği temel sosyal beceriler edindiği önemli bir olgudur.

S Freud ruh sağlığını “sevmek ve çalışmak” olarak tanımlamıştır. Bu tanımı çocuğa uygularsak şöyle diyebiliriz “çocuk ruh sağlığı, sevilmek, oynamaktır.”

Piaget ise oyunu bir uyum olarak görmektedir. Çocuk gelişimi araştırmalarına bilişsel açıdan katkılar sağlayan Piaget’nin zekâyı bireyin çevreye uyması olarak tanımladığı düşünülünce oyunun da bu uyum sağlamadaki etkileri göz ardı edilemez.

Gazali oyunun çocuğun eğitiminde önemli olduğunu belirtir. Ona göre oyun çocuğun belleğini yeniler, öğrenme gücünü artırır ve çocuğu dinlendirir.

Gross’a göre (1896), oyun bir pratiktir. İleride karşılaşılabilecek davranış biçimleri oyun yoluyla denenir ve çocuk geleceğe ilişkin korunmalı bir deneyim alanı bulur. Korunmalı bir deneyim alanıdır çünkü oyun ile edineceği bilgi ve beceriler birebir gerçek değil çocuk için tasarlanmış bir şablon içerisindedir. Çocuk geleceğe ilişkin deneyimler edinerek hayata hazırlanır.

Caillois ‘ e göre (1958) oyun, serbestçe kabul edilmiş, fakat bağlayıcı olan kurallara göre belli bir alan ve zaman süreci içinde sürdürülen gerilim ve eğlence duygularını içeren, gerçek hayattan farklı olduğu bilinci ile yapılan gönüllü bir hareket ya da faaliyettir.

Montaigne (1533–1592) oyunu çocukların en gerçek uğraşıları olarak tanımlamıştır. Çünkü çocuk hayatı oyun olarak algılar, nasıl bir anne için hayat çocuk sınava girecek bir öğrenci için sınav soruları ise çocuk için de sadece oyundur.

Montessori (1870–1952) de oyunu çocuğun işi olarak nitelendirmiştir. Oyun oynamak sadece eğlenceli zaman geçirmek değil, çocuğun merak duygusunun öne çıkacağı ortamlarla öğrenmesinde bir araçtır. Montessori okul öncesi dönemde oyunun merkezde olduğu eğitim anlayışını ortaya koymuş ve uygulamaya geçirmiştir.

Lazarus ise oyunu, kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan, mutluluk getiren bir aktivite olarak tanımlamıştır.

Amor Comenius okul öncesi eğitiminde okulu, oyunla eş değerde tutarak müzik eşliğinde dramatik oyunların çocukların kişiliğini geliştirdiğini, ahlak ve değer eğitimine katkıda bulunduğunu öne sürmüştür. Oyunu insanın özgür olma isteği ile bağdaştırmış ancak disiplin ve düzen kazanmada da önemli rolü olduğunu belirtmiştir. “Çocuk bir şeye zorlandığında haz duymaz, yerine hiç hoşlanmadığı şeylere karsı duyduğu hoşnutsuzluğu sergiler. Hiç kimse zorla oyun oynamaz.” sözüyle çocuğun özgür olma isteğini ortaya koymuştur.

 

Genel tanımıyla oyun, belli bir amaca yönelik olan veya olmayan kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilen fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme sürecidir.

Yazar Hakkında

Ali ŞAHİN

Merhaba,
Şuan itibari ile Milli Eğitim Bakanlığın'da sınıf öğretmeni olarak çalışmaktayım.Web sitemi baştan yeniden oluşturuyorum.Egitoloji.com da zamanla bütün kategorilerde ilgi çekici bilgiler ve dosyalar bulunacaktır.Sizlerinde katkısını bekliyor güzel bulduğunuz yazı ve dosyaları email adresimize göndermenizi bekliyoruz..

2 Yorumlar

Yorum yaz